Şu sıralar ünlü ressam Gentile Bellini’nin (1429 - 1507) Fatih Sultan Mehmet’in yapmış olduğu portresi gündemde. Bu resim sahte, ne gereği vardı şimdi, gereklimiydi, bu paraya değermi gibi söylemlere kadar toplumun her kesiminden sesler yükseldi.

İsterseniz gelin ilkönce Bellini’nin bu eseri yapma dönemine bir dönelim, göz atalım, bilgilerimiz tazelensin….

İstanbul'un Osmanlıların eline geçmesi Venedik'e büyük bir zarar verdi. O yüzden 1453-1479 yılları arasında Venedik ile Osmanlılar arasında birçok çatışmalar yaşandı. Sonunda Venedik Senatosu'nun Osmanlıların yaptığı barış önerisini kabul etmesiyle bu çatışmalar sona erdi. Barış anlaşması Venedik'in Osmanlılara büyük bir miktarda ödeme yapmasını öngörmesinin yanı sıra olağanüstü başka bir koşul daha içeriyordu. Fatih Sultan Mehmet portresini yapmak üzere Venedik'in en yetenekli ressamlarından birinin İstanbul'a gönderilmesini öngörüyordu.

Gentile Bellini; Venedik Cumhuriyeti tarafından Fatih Sultan Mehmet'in portresini yapmak üzere İstanbul'a gönderilmiştir. İşte Bellini bu koşullar altında 1479 yılında İstanbul'a geldi, kaldığı 16 ay boyunca Fatih Sultan Mehmet'in ünlü portresinin yanı sıra birçok tablolar ve çizimler yaptı.

Fatih Sultan Mehmet; tablosunu yapmasına izin vermeden önce Bellini'nin yeteneğinden emin olmak istemişti. Bu nedenle Bellini İstanbul'daki ilk aylarını sarayda çeşitli insanların tablolarını yaparak geçirdi."Oturan Katip" adıyla anılan tablosu da bunlardan biridir.

Leonardo Da Vinci, Michelangelo, Raffaello gibi sanatçıların nasıl ki isimleri ile anılan atölyeleri ve orada bu büyük üstatların çalışmalarına yardımcı olan kişiler varsa Bellini’nin de atölyesinde, yanından ayırmadığı asistanları vardı. Bu sanatçılar çalışılacak kompozisyonu tasarlar, boyaların renklerini, tonlarını ayarlar, işçilik kısımlarını asistanları yapar; rötuşları, son dokunuşları da yani ustalık kısımlarını da kendileri yaparlardı.

1480 yılında yapılan Fatih Sultan Mehmet’in tablosunda gayet doğaldır ki asistan kullanmıştır. Bu o çalışmanın kopya olduğu anlamına gelmez. Bu tablo Bellini Atölyesinden çıkmış bir eserdir.

Dünyada 3 tane olan Fatih’in tablosunun Türkiye’ye getirilmesi muhteşem bir olaydır. Buna maddi açıdan bakmayın, bir gurur, onur meselesi olarak bakın ve en çok da bu tablo İstanbul’a yakışırdı. Dünya basınında çıkan haberler, Türkiye’yi ayakta alkışlıyor. Eser yuvasına döndü, sahibine kavuştu haberlerini duydukça İBB, Ekrem İmamoğlu’nu ayakta alkışlıyorum. Bu tablonun almanın tam da zamanıydı, böyle bir şans belki bir daha ele geçmeyebilir.

Özellikle sanatçılardan, sanat ortamından ricam, lütfen bu olaya sahip çıkalım, itibarsızlaştırmayalım. Böyle tarihi değeri olan eserlerin gelmesi için çaba harcayalım, destekleyelim.

Sevgiyle kalın, sanatla kalın.

Hikmet Çetinkaya